Son sıva da vuruldu
ve sarnıç inşa edildi
Konstantinopolis’in yer altında.
Capcanlı su, genç sarnıcın kalbine aktı.
Aktıkça mekana can geldi.
Su mekanı doldurdu.
Mekan suyla bütünleşti.

Sarnıç yaşadı asırlar boyu yer altında.
Zaman ise taşı toprağı sökerek akan bir nehir gibi
akıp gitti yer üstünde.
Yerin üstü değişti.

Sarnıç önce can çekişti.
Sonra can, çekildi damla damla.
Beden kaldı ayakta.
Su mekanı terk etti.
On beş asırlık bir beden
Asasına dayanmış Süleyman gibi
durmakta bugün İstanbul’un yer altında.

Su, bir daha uğramasa da buraya,
belki ruhu sızar gelir bilinmezlerden.
Su Ruhu,
suyun ağırlığının aksine
bedensizliğin hafifliğiyle doldurur mekanı.
Karanlıktaki sarnıç
gözlerini açar ve nefes almaya başlar.
Mekan canlanır.
Karanlık aralanır.

Su Ruhu belki de,
hafızanın uyanacağı bir aralık açar.
Yerin üstünde dört nala giden zaman,
bu aralıkta başka türlü akar.


Metin ve kavramsal çerçeve
Nil Aynalı Eğler

Sanatçılar
İsmail Eğler
Nezih Vargeloğlu
Buşra Tunç

Koordinasyon
Elif Tekir

Grafik Tasarım
Julia Schäfer

Teknik Prodüksiyon
Sergen Tertemiz

Tanıtım
Gülden Canol
Deniz Vargeloğlu

Teknik Asistan
Cansu Şimşek

Ana Sponsorlar





Baskı Desteği



Teşekkürler
Zeynep Ögel
Onur Eker
KameraSanat
Megamist
PlazmaLift